Bugun...
Polente’yi sevmek


Elif Çapar
veterinerhekimelif@gmail.com
 
 

Yalnızdın adanın bir ucunda… Birbirine dokunamadan seven ve daima birlikte hareket eden, senden farklı 17 arkadaşınla kader ortaklığın vardı. Çok seviliyordun hiçbir şey yapmasan da. Sahi biliyor musun ne kadar sevildiğini? Çok uzak diyarlardan geliyordu insanlar seni görmek için. Saatlerce seni izleyip şaraplarını yudumluyorlardı. Evlenme tekliflerine, aşklara, sevdalara tanık oluyordun. Ta ki güneş batana dek…

Ya sonra? Sonra yine yalnızlığınla baş başa karanlık gecede soluyordun adanın deli rüzgârını…

Ah güzeller güzeli Polente…

Bense seni hiç görmeden sevmiştim. Sanki bir şeyler vardı sende; anlatmadığın, anlatamadığın… Adaya ilk geldiğim o Temmuz sıcağında bir türlü kısmet olamamıştı seni görmek. Fotoğrafların vardı bende sadece; seni ancak o sarı sıcak ya da siyah beyaz görüntülerinden tanıyordum.

Ekim başıydı ikinci defa adaya geldiğimde. Ne yapıp edip görmeliydim seni. Ama nasıl olacaktı? O hareketli, sıcak yaz günleri geride kalmıştı. Artık seni görmek mümkün değildi, biliyordum. Ama bir yolunu bulmalı, seninle konuşmalıydım. Kapıdaki görevli ısrarlarıma dayanamayıp izin vermişti, en azından uzaktan seni görebilmeme… Engebeli, toprak yol bitmek bilmedi, sanki asırlar sürdü seni görebileceğim noktaya varmak. Ve işte o ilk an! Karşımdaydın sen. Ah güzel Polente… Çok uzaktan da olsa yalnız ve mağrur duruşunla bana bakıyordun. Yapayalnızdın, aylarca gelip gidiyordu yüzlerce hatta binlerce insan ama en sonunda yine bir başına kalıyordun o burunda öylece… Uzunca bir süre izledim, seninle konuştum ama artık geri dönme vaktiydi, seni bırakıp nasıl dönerdim ki? Usul usul uzaklaşmaya başladım, yanaklarımda yaşlarla. Kapıdaki görevli anlamıştı sanırım seni nasıl sevdiğimi, "Yanına gitmek ister misin?" diye sordu gülümseyerek, delirecektim o an… Sanırım “Delinin tekine çattık!” diye düşünmüştü içinden gizlice. Seninle buluşmak fikri? Aman Tanrım bu bir rüya olmalıydı.  Bu defa beni sana getiren o yolu nasıl geçtim ve yanına vardım hatırlamıyorum…

İşte yanındaydım. Dokunuyordum sana. Yalnızlığımın ortağı gibiydin sanki. Onca kalabalığın içinde bir başına ve dimdiktin hep, tıpkı “elif” gibi… Neler görmüş, neler yaşamış, nelere şahit olmuştun sen… Sanki aynıydın benimle!

Orada öylece kalabilirdim. Yıllar hatta yüzyıllar boyu varlığının dayanağıyla başkaldırabilirdim her şeye! Savaşabilirdim ben de hırçın dalgalarla ölürcesine! Ama bu mümkün değildi biliyordum. Son bir sigara yaktım denize doğru, yanımda olmanın huzurunu biraz daha hissedeyim diye. Ve bitti! Gün gibi bitti, güneşin batışı gibi gittim yanından…

Ben seni çok sevdim Polente! Sende kendimi buluşumu sevdim, etrafındaki onca kalabalığa rağmen yalnızlığını sevdim, cansız olduğunu düşünenlere (ve bunu adım gibi biliyor oluşuma) inat benim içimde yaşamanı sevdim. Canım yana yana sevdim. İçim kanaya kanaya sevdim. Üzerine yazılmış onca hikâye dinlemiş olsam da ben senin bendeki gizli hikâyeni sevdim…

Şimdi usul usul yaklaşmakta yaz. Bahar geldi bile! Yakında yine o deli kalabalık akın akın gelecek seni görmeye. Yine dolup taşacak kadehler, yine şahidi olacaksın nice sevdaların… Ama yalnızlığın hiç bırakmayacak seni en iyi dostun gibi, bir de ben. Uzağında olsam da hep seninle atan yüreğimle…

Bu yazı Mendirek dergisinin 12. sayısında yer almıştır.



Bu yazı 3437 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
bozcaada
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
bozcaada
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

GESTAŞ'ın %25 zam yapmasını ve sonra da 5TL indirimini nasıl değerlendiriyorsunuz?


YUKARI