Bugun...
Bozcaada’nın film şeridi


Cahit Yalçın
cahit-yalcin@hotmail.com
 
 

Çocukluğumuzda adamızda ayrı bir yeri vardı sinemaların. İki yazlık, iki de kışlık sinemayla dolu dolu geçerdi günlerimiz. Özellikle kordon girişindeki, Nail’in Çay Bahçesi’nin bulunduğu sinema bizim en büyük eğlence yerimizdi. Rahmetli Akif amcanın büfeden (şimdiki Yayım Büfe) kese kâğıdına aldığımız çekirdekleri çıtlatarak, tek sıra dizili tahta sandalyelerde oturur, o zaman ki Cüneyt Arkın filmlerini seyrederdik. Bu o zaman ayrı bir zevkti. Her zaman paramız olmadığı için kaleye tırmanır, kale surlarından da seyrederdik.

Bazen de kürekli sandalları sinemanın önüne bağlar, Alaaddin gazozu ve çekirdek vazgeçirmez menümüz olurdu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir ihtişamlı sinema kimse seyretmemiştir, buna eminim!

Bir gün, bir haber yayıldı bütün adaya. Dediler ki, Cüneyt Arkın geliyor, ‘Kara Murat’ filmini çekecek. Heyecandan sabaha kadar uyumadık, erkenden Yakar’ın iskeleye indik karşıladık hepsini ekibin. O da ne, kötü adam rahmetli Erol Taş da ekipte. Kıyamet koptu, yuhalamaların bini bir para, neyse ki Cüneyt abi duruma el koydu da milleti sakinleştirdi.

Aradan bir zaman geçtikten sonra, film adaya geldi, Kordon’daki yazlık sinemada oynayacak. Aksona Harun reis bizim kahramanımız, çünkü filmde oynayan tek adalı o. Daha doğrusu Harun reis aylarca beynimizi yıkadı. Cüneyt abi ile omuz omuza kılıç falan sallıyor zannettik. Büyük bir heyecanla filmi bekliyoruz, Harun reis hepimizi komuta ediyor, zannedersiniz ki filmi de o yönetti. Film başladı, sabırsızlıkla Harun’lu sahneleri bekliyoruz, bir türlü gelmiyor. Biraz mırıldanmalar yükselse Harun reis “Susun, benim sahne geliyor” diyor. Bir baktık ki Salhane’nin olduğu koydan Gültekin ve Ömer Başol kardeşlerin yeşil yelkenli giriş yapıyor, Cüneyt Arkın teknenin başında. Ama Harun reis yok! “Yahu Harun reis sen nerdesin?” deyince, “Aha, işte ordayım bakın, teknenin direğini tutan o el var ya, o işte benim!” Düşünebiliyor musunuz, beş parmaklı bir elin başrol oynadığı tek oyuncu olarak hafızalarımız kazınmıştır o yıllar!

Yıllar yıllar sonra 1999 yılında tam da 17 Ağustosun o acılı günlerinden sonra adamızda iki film birden çevrildi. ‘Eylül Fırtınası’ ve ‘Güle Güle’. Güle Güle tam beş dalda Altın Portakal alarak büyük bir sükse yakalamış, iki milyon seyirciyi sinemalara çekerek, Bozcaada’nın da turizmde şimdiki duruma gelmesinde miladi bir başlangıç yapmıştır. ‘Deniz Bekliyordu’, ‘Adada Bir Sonbahar’, ‘Sessiz Gemiler’, üstat Ömer Kavur’un altı dalda Altın Portakal aldığı ‘Karşılaşma’, Abdullah Oğuz’un ‘Sıcak’, ‘Eyvah Eyvah’ın bazı sahneleri ve tabik ii ‘Küçük Bir Eylül Meselesi’ o günlerden günümüze kadar Bozcaada turizmine bambaşka ivme kazandırmıştır.                      

Bozcaada’nın turizmde bu duruma gelmesinde bu filmlerin en büyük etken olduğunu hiç kimse unutmamalıdır. Tanışmaktan ve beraber çalışmaktan gurur duyduğum büyük üstatlar Zeki Ökten, Atıf Yılmaz, Ömer Kavur’u rahmetle anıyor, hayatta olan diğer yönetmen ve film ekip arkadaşlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah bir dahaki yapılacak film festivali veya o tarz etkinliklerde aramızda olmayan bu duayen yönetmenlerimizi de minnetle anma imkânımız olur.      



Bu yazı 3751 defa okunmuştur.

YORUMLAR
2 Yorum

İsmet
10-01-2016 23:31:00

Harika bir an eskileri hatırladım Sandal'la denizden film seyrettiğimiz günler ile sinemacı ali&fahri abi sağılasın yazılarını devamını bekliyorum'!!

umut özkolçak
13-02-2015 18:52:00

Cahitcim eline sağlık harika bir yazı olmuş , keşke o filmler daha olumlu kılsaydı adayı bazı şeyler değişmeseydi ... umut özkolçak

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Adada zincir market açılması konusunda ne düşünüyorsunuz?


 YUKARI