Bugun...
Bana Evimi ve Komşularımı Geri Verin


Fırat Tunabay Yel değirmeni
ftunabay@gmail.com
 
 

Çocukluğumun en güzel zamanları adada Arkadeniz mevkiinde geçti. O dönemlerde gözü doymayan rant amaçlı yayılmacı bir anlayış henüz ada merkezinde kendini göstermemişti. Sade ama huzurlu ve samimi bir yaşam hüküm sürüyordu. Ada merkezi yaz aylarında da, kış aylarında da yaşamsal olarak aynı oranlarda seyrediyordu. Son dönemlere baktığımızda ise yaz döneminde ada merkezinin kocaman bir ticarethaneye dönüştüğünü görüyoruz.

Çocukluğumda neredeyse hiçbir ticari işletmenin bulunmadığı Arkadenizde komşuluk ilişkileri çok iyiydi. Sabahları Hümeyra Hanımteyzenin merdivenlerinde emekleyerek terasına çıkıp, zayıflıktan iri görünen iki kocaman gözle bakarak merhaba derdim. Doğan abi ben ve şuanda da dostlarım Kurtuluş, Çağlar’a yüzmemizi geliştirmek için bize tavsiye ve dersler verirdi. Yılmaz amcanın akşamüstü hikâyeleri ise bizi farklı dünyalara taşırdı. Vasil amca her akşamüstü kırmızı fenere gider, balık tutardı. Yılan balığının lezzetli olabileceğini hiç tahmin edemezdim. Tuttuğu balıklardan paylaşmayı severdi. Komşularımızın hepsi severdi paylaşmayı. O dönemlerde bağcılık mesleğini her türlü zorluğa rağmen sürdürmeye çalışan babamda yetiştirdiği üzümleri komşuları ile paylaşırdı. Komşuluk karşılık beklemeden, sevgi, saygı, paylaşım üzerine kuruluydu.

Atanasya teyze beni her gördüğünde Fıratelim diyerek sıcacık ve içtenlikle kucaklardı. Hala daha ne zaman görse aynı sıcaklık ve içtenlikle Fıratelim diyerek beni kucaklıyor ve ben o anlarda hep çocukluğuma dönüyorum. Atanasya teyzenin kekleri de çocukluğumda unutulmazlarım arasında. Paskalya ’da boyalı yumurtalardan getirir, Ramazan ve Kurban bayramlarında da gelen olur diye kahvesini ve likörünü eksik etmezdi. Komşular ile bazı dönemlerde traktör ya da pırpır römorklarında Pavli Çamlığına pikniğe ya da Poyrazlimanda iğde ağacının gölgesine denize giderdik.

Sonra Arkadenizde hızlı bir dönüşüm kendini gösterdi. Gregor Samsa’nın hamam böceğine dönüştüğü gibi. Yaşam değil rant amaçlı bir anlayış Arkadenizde egemen olmaya başladı. Arkadenizdeki o iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler. Maalesef yerleri adada yaşam kurmak isteyen değil, ranttan başka bir şey düşünmeyenlerle doldu. Ticari işletmelerin hızlı ve kontrolsüzce artışı arka denizde yaşamı giderek zorlaştırdı. Ticari işletmelerden kaynaklanan gürültünün dışında eğlence mekânlarından çıkanların ve otel ve pansiyon müşterilerinin geç saatlerde yarattığı gürültü katlanılmaz seviyelere ulaştı. Böyle bir durumda fazla seçeneğimiz kalmadığı için 18 sene önce imkânlarımız doğrultusunda bir bağ evi yaparak ada merkezi dışına tabiri caiz ise kaçmak durumunda kaldık. Geçen 18 senede bu kararın ne kadar doğru olduğunu gördük. Zaman içinde Arkadenizde evimizin olduğu sokak barlar sokağı olarak anılmaya başlandı. Evimiz mecburen ev statüsünü kaybetti ve bu dönüşüme ayak uydurmak zorunda kaldı. Son 1-2 seneye baktığımızda Arkadenizde yaşam alanından çok ticari işletmenin olduğunu görmekteyiz. Hatta yaşam alanı olarak görülen birçok yerin gayri resmi olarak konaklama alanı olarak da kullanıldığını rahatça söyleyebiliriz. 12 ay Arkadenizde yaşam sürenlerin sayısı ise çok çok az. Bu dönüşümün yaşanmasında en büyük paya sahip olanlar tamamen ticari kaygılar ve daha fazla yere sahip olabilmek için bazı işletmeleri hedef alıp, bazı kurumlar üzerinde baskı oluşturarak birtakım girişimlerde bulunuyorlar. Bu girişimlerde bulunanlara içtenlikle ve tüm samimiyetimle şöyle seslenmek istiyorum; “Bana Evimi ve Komşularımı Geri Verin!” Yani Arkadeniz mevkiinde bulunan tüm ticari işletmelerin faaliyetleri durdurulsun. Sadece yaşam sürmek isteyenler o bölgede bulunsun. Ben bu söylediğime sonuna kadar varım peki ya siz?

Yazımı bitirirken Kemal Furuncı abimin çok sevdiğim bir sözüne yer vermek istiyorum; “Adayı ileri götürmek istiyorsak, geriye götürmeliyiz.”

 



Bu yazı 2988 defa okunmuştur.

YORUMLAR
4 Yorum

Ali ERDİNÇ
18-09-2017 22:07:00

Fırat bey eski evini komşularını duygusal bir yaklaşımla geri istemiş. rnBen 71 yaşındayım. Dün Bozcaada'da yaşayanların tümünü tanır tüm mekanları bilirdim. rnBugün ada sokaklarındaydım. Öyle yabancıydım ki :(( kimseyi tanıyamıyordum. rn-- Ah Bozcaada'm, ah komşularım ah dostlarım demekten kendimi alamadım... rnEskiye dönüşün imkansızlığını biliyorum. Fırat beye bende varım diyebilsem de, biliyorum gidenler, terk edenler geri gelmeyecekler...

Fırat Tunabay
18-09-2017 00:28:00

Normalde cesaret edip de kimliğini açıklamayan kimseyi ciddiye alıp cevap vermek istemem. Ama bazı yanlışları düzeltmem lazım.rn1- o bölgede bana ait herhangi bir şekilde işletme bulunmuyor. Mülk aidiyeti başka işletme sahibi olmak başka.rn2- Barlar sokağına dönüşmüş bir alanda gerekli merciler gerekli denetimleri yaptılar ve ceza uygulamalarını gerçekleştirdiler. İşletme eşit ve hakça uygulanan her denetime açık. Önemli olan mağduriyet oluşturmamak hakkaniyeti sağlamak.rn3- Ada ile ilişkim hiçbir zaman ticari ve rantsal beklentiler üzerine oturmadı. Beni tanıyanlar nasıl bir ada düşlediğimi iyi bilirler. Atalarım, anılarım kopmayan bir bağ oluşturdu Ada ile aramda. Blöf yapmam. rn4- Ticari kaygılarla adada bulunanlar turizm denen altın tavuk öldüğünde acaba yine adada olacaklar mı? Ben yine olacağım hemde eskisinden daha mutlu.rn5- yazıyı tekrar ve tekrar okuyun ticari işletmelerde sınıflandırma yapmadım. Ama yaşam alanlarının ticati işletmelere dönüşümünde otel ve pansiyonların rolünü iyice anlarsınız. Kaç yaşam alanı yani komşu otel pansiyon oldu biliyormusunuz?rn6- Para karşılığında oda verdiğiniz kişi misafir olmuyor kusura bakmayın ona müşteri deniliyor. Bir yerde müşterilerinizin farklı ihtiyaçlarını karşılayacak mekan ihtiyaçları ortaya çıkıyor. Yani nerede otel pansiyon artarsa beraberinde cafe bar Restaurant gelişimi gayet olağan bir durum. rn7- Çözüm köklü olmazsa kişileşir ve mağduriyetler ortaya çıkar. Samimi olmak lazım. Köklü değişime var olmalı bazı şeylerden vazgeçilmeli. Vazgeçmiyor isek o zaman herkes birbirini en uygun şekilde idare etsin.

Lay-Lay
17-09-2017 21:05:00

Fırat bey, arka denizde bulunan oteller ve pansiyonlar gürültü yapmıyor ama bütün yaz sizin ve yanınızda bulunan bir iki işletme gece 3'e kadar misafirlerimizi uyutmadı. Böyle blöf yaparak eleştirilenden kurtulmaya çalışacağınıza size ait olan işletmenin yaptığı gürültüye karşı girişimleriniz olsa. Orada bulunan otellere ve işletmelere bir işlem yapılamayacağını bildiğiniz için cesaret gösterip 'ben varım' demişsiniz sadece. Ayrıca yine sizin ve yanınızda bulunan işletmeler değil mi sahili işgal eden? Kimseyi beklemeyin Fırat bey, ilk önce siz kaldırın. Sonrasında #bozcaadabizim daha anlamlı olacak.

Önder Demirer
17-09-2017 00:24:00

Çok güzel yazmışsınız , elinize sağlık

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
bozcaada
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
bozcaada
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

GESTAŞ'ın %25 zam yapmasını ve sonra da 5TL indirimini nasıl değerlendiriyorsunuz?


YUKARI